BLOG

BİR DEVRİM HİKÂYESİ

Bütün ömrünü yemek, içmek ve yatmakla geçiren Genç Pandamız 12 saat Bambu filizleri ve yapraklarından oluşan yemeğini yedikten sonra uyumak için gözlerini kapatmıştı ki burnunun ucunda bir vızıltı duydu. Bu onu aşırı rahatsız etti ama miskinliğinden gözünü açıp ne olduğuna bile bakmadı, ta ki burnunun ucunda müthiş bir acı hissedene kadar. Burnunda hissettiği acıdan öyle bir irkildi ki, yattığı ağaç dalından neredeyse sırt üstü yere düşecekti. Gözünü açıp baktığında bir Eşek arısının burnunun etrafında uçuştuğunu ve ona yeniden saldırmaya hazırlandığını gördü. Bir iki gram ağırlığında en küçük tırnağının dörtte biri büyüklüğünde bile olmayan bir arının kendine böyle kafa tutmasına şaşırdı, arıyı kendinden uzaklaştırmak için koca pençelerini birkaç defa salladı, ama bu boşuna bir çabaydı. Arı halen ona kafa tutuyordu. Birkaç denemeden sonra onunla baş edemeyeceğine karar verdi ve koca poposunu o rahat ağaç dalından yavaş yavaş kaldırarak aşağı indi ve yatacak yeni bir dal aramaya koyuldu.

Uyuma isteği bütün vücudunu öyle bir etkisi altına almıştı ki yürürken gözlerini sadece yürüdüğü yeri görebilecek kadar ara sıra açabiliyordu. Koca poposunu sallaya sallaya yürürken sol tarafında daha önce hiç görmediği ağaçtan bir ilan panosu gördü, miskinliğinden ve uyuma isteği yüzünden gözünü açıp panodaki yazıyı okumadı bile. Bir iki adım attıktan sonra panonun üstünde yatabileceğine karar verdi ve geri döndü, tırmanacağı yere bakmak için gözünü açtığı zaman ister istemez yazıyı şöyle bir okudu ve tırmanmaya başladı. Panoda "Gelecekte nerede olmak istediğini hayal et" yazıyordu. İçeriğini düşünmedi bile onun aklı fikri yatmaktaydı, uyku bütün vücudunu etkisi altına almıştı. Tırmanmaya devam edince yazı âdeta kendini Genç Panda’nın gözünün içine soktu. Bu sefer yazıyı daha dikkatli okumak zorunda kaldı. Yazının ne anlama geldiği hakkında hiçbir fikri yoktu. Daha önce buna benzer bir şey görmemişti. Ailesi, akrabaları, arkadaşları ve tanıdığı hiçbir kimseden buna benzer bir şey duymamıştı, yolun yarısında durdu ve düşünmeye başladı "Bu ne anlama geliyor? Kişi gelecekte nerede olmak istediğini hayal edebilir mi? " Bir süre sonra bunları düşünüp zaman ve enerji kaybettiği için kendine kızdı. Koca poposunu sallaya sallaya ilan panosunun en üstüne kadar tırmandı ve yatmayı denedi. Birkaç dakika sonra panoda gördüğü yazı beyninin içinde dolanmaya başladı "Gelecekte nerede olmak istediğini hayal et" Bir o yana döndü, bir bu yana döndü ama uyuyamadı. "Peki, hayal etsem ne olacak? Hayal etsem hayatımda bir şeyler mi değişecek?" dedi kendi kendine, sonra bir daha yatmayı denedi ama yazı halen beyninin içinde dolanmaya devam ediyordu, içinden gelen ve karşı koyamadığı bir his yazı hakkında düşünmesini istiyordu, bu yazıdan kurtuluş yoktu. Ama daha önce hiç hayal kurmamıştı, yemiş, içmiş ve yatmıştı. Nasıl hayal kurulacağını bilmiyordu. Ailesi, akrabaları, arkadaşları ve tanıdıklarından hiç kimseyi hayal kurarken görmemişti. Hayal kurduktan sonra da ne olacağını bilmiyordu. Hayal kurmak onun için yeni bir şeydi, onun küçük dünyasında buna yer yoktu, olsaydı tanıdığı herkes hayal kurardı.

Uyuma isteği bütün vücudunu öyle bir etkisi altına almıştı ki yürürken gözlerini sadece yürüdüğü yeri görebilecek kadar ara sıra açabiliyordu. Koca poposunu sallaya sallaya yürürken sol tarafında daha önce hiç görmediği ağaçtan bir ilan panosu gördü, miskinliğinden ve uyuma isteği yüzünden gözünü açıp panodaki yazıyı okumadı bile. Bir iki adım attıktan sonra panonun üstünde yatabileceğine karar verdi ve geri döndü, tırmanacağı yere bakmak için gözünü açtığı zaman ister istemez yazıyı şöyle bir okudu ve tırmanmaya başladı. Panoda "Gelecekte nerede olmak istediğini hayal et" yazıyordu. İçeriğini düşünmedi bile onun aklı fikri yatmaktaydı, uyku bütün vücudunu etkisi altına almıştı. Tırmanmaya devam edince yazı âdeta kendini Genç Panda’nın gözünün içine soktu. Bu sefer yazıyı daha dikkatli okumak zorunda kaldı. Yazının ne anlama geldiği hakkında hiçbir fikri yoktu. Daha önce buna benzer bir şey görmemişti. Ailesi, akrabaları, arkadaşları ve tanıdığı hiçbir kimseden buna benzer bir şey duymamıştı, yolun yarısında durdu ve düşünmeye başladı "Bu ne anlama geliyor? Kişi gelecekte nerede olmak istediğini hayal edebilir mi? " Bir süre sonra bunları düşünüp zaman ve enerji kaybettiği için kendine kızdı. Koca poposunu sallaya sallaya ilan panosunun en üstüne kadar tırmandı ve yatmayı denedi. Birkaç dakika sonra panoda gördüğü yazı beyninin içinde dolanmaya başladı "Gelecekte nerede olmak istediğini hayal et" Bir o yana döndü, bir bu yana döndü ama uyuyamadı. "Peki, hayal etsem ne olacak? Hayal etsem hayatımda bir şeyler mi değişecek?" dedi kendi kendine, sonra bir daha yatmayı denedi ama yazı halen beyninin içinde dolanmaya devam ediyordu, içinden gelen ve karşı koyamadığı bir his yazı hakkında düşünmesini istiyordu, bu yazıdan kurtuluş yoktu. Ama daha önce hiç hayal kurmamıştı, yemiş, içmiş ve yatmıştı. Nasıl hayal kurulacağını bilmiyordu. Ailesi, akrabaları, arkadaşları ve tanıdıklarından hiç kimseyi hayal kurarken görmemişti. Hayal kurduktan sonra da ne olacağını bilmiyordu. Hayal kurmak onun için yeni bir şeydi, onun küçük dünyasında buna yer yoktu, olsaydı tanıdığı herkes hayal kurardı.

Hayal kurmanın ona hiç bir faydası olmayacağına karar verdi, koca gövdesini ağaç dalına yayıp yatmayı denedi. Bir süre sonra yazı yine beyninin içinde dolanmaya başladı "Gelecekte nerede olmak istediğini hayal et" En son yattığı ağaç dalından inip bulunduğu panonun üzerine tırmanmak onu acıktırmıştı, midesi guruldamaya başladı. Bir türlü karar veremedi açlığıyla mı uğraşacaktı yoksa beyninde dolanan yazıyla mı? Açlık hissini gidermek daha ağır bastı. Her zaman olduğu gibi ormanın kendi ailesine ait bölümdeki bambu fidanlığına gidip karnını doyurmaya karar verdi. Panodan aşağı inerken, panonun bayağı yüksek olduğunu fark etti. Kendi kendine ben buraya nasıl tırmandım diye düşünecekti ki bir süre önce daha yüksek bir ağaca tırmandığını hatırladı. Onunla kıyaslanınca pano hiç te yüksek değildi. Aşağı koloniden 1,5 metre boyunda 120 kg ağırlığında neredeyse dev sayılabilecek yetişkin bir Pandanın onu nasıl kovaladığı, can havliyle o ağaca nasıl tırmandığı ve onun en üst dalından bütün ormanı nasıl seyrettiği aklına geldi. Normal şartlarda o ağaca tırmanmak onun için imkânsızdı ama o ağaçtan gördükleri de muhteşemdi. Uçsuz bucaksız bir orman ve ormanın aşağı kısımlarında göz alabildiği kadar büyük Bambu fidanlığı vardı. Bambuların filizleri o kadar güzel görünüyordu ki ağzının suyunun nasıl aktığını hatırladı. Bu midesinin guruldamasını daha da arttırdı ve sallana sallana panodan aşağı inip ailesine ait Bambu fidanlığına doğru yürümeye başladı ama ormanın aşağı kısımlarındaki Bambu fidanlığı aklından bir türlü çıkmıyordu. Bir sürü Bambu filizleri ve yaprakları "Kim bilir ne kadar lezzetlidir" dedi, gözlerini kapadı ve kendini o Bambu fidanlığının ortasında, bir o ağaçtan bir bu ağaçtan Bambu filizleri ve yaprakları yerken düşündü. Bir filizi ağzına atıyor çiğneyip yutmadan, daha güzelini görüyordu yemek için sadece elini uzatıp koparması yetiyordu ki birden kendini yerde buldu. Bambu fidanlığında değildi, gözlerini kapattığı için ayağı kocaman bir taşa takılmıştı. Ayağa kalkmadı bile gözleri parlıyor ve mutluluktan ağzı kulaklarına varıyordu. Böyle bir şeyi daha önce hiç yaşamamıştı, böyle bir duyguyu daha önce hiç hissetmemişti, böyle mutlu olduğunu hiç hatırlamıyordu. Aynı duyguyu bir daha hissetmek istedi, gözlerini kapadı ve kendini yine o Bambu fidanlığının ortasında, bir o ağaçtan bir bu ağaçtan Bambu filizleri ve yaprakları yerken düşündü. Evet, yine o güzel duyguları hissetti, evet yine çok mutlu oldu. Saatlerce, günlerce, aylarca hatta yıllarca böyle kalabilirdi ama bu onun açlığını bastırmıyordu, halen açtı ve halen bulunduğu yerdeydi.

İçinden bir ses "İşte hayal etmek budur" dedi. Genç panda birden irkildi, uzandığı yerden kalktı sesin nerden geldiğine öğrenmek için sağa sola baktı ama kimseyi göremedi. Bir süre olduğu yerde böylece kalakaldı. Kendi kendine defalarca "Hayal etmek" dedi ve bir daha yere uzandı. Genç Panda hayal etmenin ne olduğunu ve kişiyi ne kadar mutlu ettiğini böylece öğrenmişti. "Hayal etmek kişiyi bu kadar mutlu ediyorsa, hayalini gerçekleştirmek ne kadar mutlu ederdi? " dedi kendi kendine. Eğer hayal etmek böyle bir şeyse ve kişiyi bu kadar mutlu ediyorsa ailesi, akrabaları, arkadaşları ve tanıdığı herkes neden hayal kurmuyordu? Diye düşünürken karnı yine guruldamaya başladı, halen açtı, hayal kurmak karnını doyurmamıştı. Uzandığı yerden kalktı ve ailesine ait Bambu fidanlığında karnını doyurmak için yola koyuldu ama aklı fikri ormanın hiç gitmediği kısımlarında ve büyük Bambu fidanlığındaydı. Kendi fidanlıklarına varınca filizler ve yapraklar Genç Pandaya eskiden olduğu gibi güzel görünmemeye başladı, tatları da eskiden olduğu gibi lezzetli değildi ve burada yemek yerken eskiden olduğu gibi mutlu olmadığını hissetti. "Bana ne oldu? Günümün yarısını en sevdiğim şey olan yemek yemekle geçiren ben, şimdi yemek yerken neden mutlu değilim? " dedi kendi kendine. Zoraki bir şeyler atıştırıp sorularının cevabını düşünmek yerine fidanlıkta uyumayı denedi ama gözüne uyku bir türlü girmedi. "Bana ne oldu? Herhangi bir yerde kolaylıkla uykuya dalan ben neden uyuyamıyorum? " dedi kendi kendine. Uyumak için bir kez daha gözlerini kapatmıştı ki burnunun ucunda yine eşek arısının vızıltısını duydu. Bu sefer sokulmadan gözlerini açtı. Onunla baş edemeyeceğini bildiği için koca poposunu kaldırarak yatacak yeni bir yer aramaya koyuldu. Sallana sallana yürürken " Daha önce yaptığım şeyleri yaparken artık neden mutlu olmuyorum" dedi kendi kendine. Hâlbuki ailesi, akrabaları, arkadaşları ve tanıdığı herkes bunları yaparken çok mutlu oluyorlardı.

Sonraki günler bu soruların cevaplarını arayarak geçti. Artık Genç Panda eskisi gibi değildi, her şeyi sorguluyordu. Her söylenene bir sorusu vardı. Neden? Niçin? Ailesi, akrabaları, arkadaşları ve tanıdığı herkese başka bir gözle bakıyor, onları kendisi ile karşılaştırıyordu. Bölgelerindeki o yüksek ağaca çıkmak ve inmek artık kendisini korkutmuyordu ona çocuk oyunu gibi geliyordu. Sık sık tırmanıp uçsuz bucaksız ormanı ve ormanın aşağı kısımlarında göz alabildiği kadar büyük olan Bambu fidanlığını saatlerce seyrediyordu. Artık daha çok hayal kuruyordu. Ormanda kendisine ait bir bölge. Sık ve bereketli bir Bambu fidanlığı. Güzel, akıllı bir dişi Panda ve büyük bir sürü. Kabuğuna sığmaz olmuştu ama ne yapacağını da bilmiyordu. Ormandaki herkes bizim gibi mi yaşıyor diye araştırmaya başladı. Kendi bölgelerinin sınırına kadar gidiyor diğer Pandaların neler yaptıklarını inceliyor, neler konuştuklarını dinliyordu. Yine böyle bir gün iki pandanın konuşmasına şahit oldu. Söylene göre Ormanın yukarı kısmında yaşayan bir Panda aniden yemeden içmeden kesilmiş, hiçbir şeyden zevk almamaya, hiç kimseyle konuşmamaya başlamış ve bir gün hop diye ortadan kaybolmuş. Herkes onun öldüğünü düşünmüş, ta ki yıllar sonra bir gün çıkıp gelene kadar. Gittiğinde bir deri bir kemik olan Panda, döndüğünde en az 120 kilo ve 1,5-2 metre boyundaymış. Yanında çok güzel ve sağlıklı bir dişi Panda ve bir sürü yavrusu varmış. Kürkleri temiz ve inanılmaz derecede gür, dişleri bembeyaz ve eksiksiz, göz bebekleri simsiyah ve parlakmış. Pandanın anlattığına göre nehir kıyısında yaşıyormuş ve kendilerine ait Bambu fidanlıkları varmış. Bunları duyan Genç Panda "Evet, işte benim hayalim bu, ben de bunları istiyorum" diye bağırarak ormanın içine doğru koştu. Sohbet eden iki panda sesin geldiği yere baktılar ama bir şey göremediler. Genç Panda dakikalarca arkasına bakmadan koştu, mutluluktan ne yapacağını bilmiyordu sadece koştu, nefesi kesilince de kendini yüz üstü yere bıraktı.

Genç Panda hayalini gerçekleştirme olasılığının var olduğunu öğrendiği günden sonra hayata ve hayaline daha sıkı sarılmaya başladı. Artık o en yüksek ağaca daha çok çıkıyor, çevresindeki diğer pandaları daha çok inceliyor ve daha sık sorular soruyordu ama hala hayalini nasıl gerçekleştireceğini bilmiyordu. Günlerce ormanda dolaştı düşündü, yattı düşündü, kalktı düşündü ama yok. Cevap yok.

Bir gün ormanda yürürken ağaçtan bir ilan panosu daha gördü. Çok heyecanlandı. İlk gördüğü panoya benziyordu ama üzerinde sanki başka bir şey yazıyordu, panoya doğru koştu, panonun ayağına sarıldı ve dakikalarca öyle kaldı, içi içine sığmıyordu, nerdeyse gözleri yaşaracaktı. Kendine geldikten sonra panonun karşısına geçti "Kendini tanı" yazdığını gördü. Yere oturdu, dakikalarca yazıya baktı, yüksek sesle bir daha okudu "Kendini tanı" sonra sırt üstü yere uzandı, gözlerini kapadı, yazı beyninin içinde dolanmaya başladı "Kendini tanı" Bu defa yazının beyninin içinde dolanması onu rahatsız etmemişti. Bilakis hoşuna bile gitmişti ama kendini nasıl tanıyacağını bilmiyordu. Daha önce bunu hiç düşünmemişti. Kendi hakkında bildiği tek şey genç bir Panda olduğuydu, diğer bütün Pandalar ne ise o da oydu. Önce tanıdığı bütün Pandaları düşündü, kardeşleri, annesi, babası ve aile büyükleri. Günlerce onları takip etti, bir süre sonra gerçekten birbirlerine benzemediklerini gördü.

Dedesi babasına göre daha sakindi, kolay sinirlenmiyordu. Babasını deli eden bir şey genelde dedesinin umurunda bile olmuyordu, dedesi gerçekten çok sabırlıydı. Sonra kardeşlerine annesine ve diğer aile bireylerine baktı hiç te sabırlı sayılmazlardı. Kendisine bakınca en az dedesi kadar sabırlı olduğuna karar verdi, çünkü diğer kardeşleri onun üzerine ne kadar gelirlerse gelsinler hiç kızmıyordu. Dedesi babasına ve tüm aile bireylerine göre daha zekiydi. Kimsenin çözemediği problemleri dedesi hemen çözüyordu. Kendisine bakınca dedesi kadar zeki olduğunun farkına vardı. Bir süre önce kardeşleriyle bambu fidanlığındayken ağacın en üstündeki filizleri yerden aldığı bir dalla kendine nasıl çektiğini ve kardeşlerinin buna nasıl şaşırdıklarını hatırladı. Evet, gerçekten zeki sayılırdı. Babası dedesine ve diğer aile bireylerine göre daha kuvvetliydi, kocaman ağaç kütüklerini itmek ya da o koca koca ağaçları sallamak ona hiçte zor gelmiyordu. Ailenin erkeklerini düşününce güç ve kuvvet konusunda babasına en çok benzeyenin kendisi olduğuna karar verdi çünkü güreşte babası hariç bütün kardeşlerini yere seriyordu. Babası ailenin tartışılmaz en cesuruydu bütün tehlikelere göğsünü siper ediyor, ne pahasına olursa olsun ailesini koruyordu. Kendine bakınca babası kadar olmazsa bile cesur olduğuna karar verdi kimsenin tırmanmaya cesaret edemediği ormanın o en yüksek ağacına rahatlıkla tırmanabiliyor, ailesinden, akrabalarından günlerce uzak kalabiliyordu. Bütün aile bireyleri tüm günlerini yemek, içmek ve yatmakla geçiriyordu, miskinlik tüm hücrelerine sirayet etmişti, o ise artık gününün çoğunu uyanık geçiriyordu. Artık diğer Pandalar gibi değildi çok meraklıydı, yeni yerler görmek istiyor, ormanın en ücra köşelerine kadar tek başına gidiyordu. Tanıdığı herkes kendilerine verilenle yetiniyor, o ise artık daha fazlasını istiyordu. Tanıdığı hiç kimse hayal kurmuyordu, onun ise bir hayali vardı ve hayalini gerçekleştirmenin yolunu arıyordu.

Oturarak hayalini gerçekleştirmenin bir yolunu bulamayacağına karar verdi kalktı, üzerindeki tozları silkeledi, derin bir nefes aldı ve yürümeye başladı. Daha önce ormanın hiç gitmediği yerlerine gitti, hiç tırmanmadığı ağaçlarına tırmandı, hiç yüzmediği nehirlerinde yüzdü. Sonraki günlerde bu gezilerini daha sık yapmaya başladı ama bundan başka ne yapacağı hakkında hiçbir fikri yoktu. Sadece geziyordu.

Bir gün ormanda yürürken ağaçtan bir ilan panosu daha gördü. Yine çok heyecanlandı, koşa koşa panoya yaklaştı, karşısında durdu, üzerinde "Hayalini gerçekleştirmek için plan yap" yazıyordu, yere oturdu ve dakikalarca yazıya baktı. Bunu daha önce hiç düşünmemişti. Gerçekleştirmek istediği bir hayali, ulaşmak istediği bir hedefi vardı. Hayattan daha fazlasını istiyordu, meraklıydı, eskiden olduğu gibi miskin değildi, kuvvetli, cesur, zeki ve sabırlıydı. Evet, harekete geçmek için eksik olan bir plandı. "Bu benim aklıma daha önce neden gelmedi. Kişinin bir hedefi ve bir planı varsa er ya da geç hedefine ulaşırdı " dedi kendi kendine, sırt üstü yere uzandı ve uyuyakaldı.

Sonraki günler artık ormanın en ücra bölgelerine daha sık gitmeye başladı. Bu seferki amacı gezmek değil sessiz ve sakin bir ortamda plan yapmak içindi. Bir ağacın gölgesinde yatarken "Diğer pandalar gibi olmayacağım, ömrümü diğer pandalar gibi ormanın bu bölümünde yemek, içmek ve yatmakla geçirmeyeceğim. Bana verilenle kesinlikle yetinmeyeceğim, beni ne mutlu ederse onu yapacağım" dedi kendi kendine.

Ama daha önce hiç plan yapmamıştı, nasıl yapılacağını da bilmiyordu, yardım alacağı hiç kimse yoktu ve nereden başlayacağını da bilmiyordu. Önce hedefini düşündü, hedefine varmak için buradan ayrılması gerektiğine karar verdi. O zaman bir yöne doğru gitmesi gerekiyordu. Günler sonra hangi yöne gideceğine karar verdi ve bu onun planının birinci adımıydı. Yolda tek başına olacaktı ve karşılaştığı zorluklara tek başına göğüs gerecekti. O zaman güçlü ve kuvvetli olması gerekiyordu. Güçlü ve kuvvetli olmak için daha iyi beslenmeye ve daha sık spor yapmaya başladı. Bambu filizleri ve yapraklarından başka neler yiyebileceğini öğrendi, bu da onun planının ikinci adımıydı. Hedefleri arasında güzel, akıllı bir dişi Panda ve büyük bir sürü vardı, yani bir aile vardı. O zaman bir aile reisinin neler yaptığını öğrenmesi gerekiyordu. Babası ve aile büyüklerinin neler yaptığına, problemleri nasıl çözdüğüne daha çok dikkat etmeye başladı, bu da onun planının üçüncü adımıydı. Kendi ailesine ait bir Bambu fidanlığı da istiyordu ve bunun için diğer pandalarla mücadele etmesi gerekiyordu, bunun için kavga etmeyi öğrendi. Bu da onun planının dördüncü adımıydı.

Günlerce planını tekrar tekrar gözden geçirmişti, öğrenmesi gerekenleri öğrenmiş, hazırlıklarını yapmıştı ama bir türlü harekete geçememişti. Bu gün yarın bu gün yarın derken günler günleri kovalamış ama o harekete geçememişti ve ne zaman harekete geçeceğini de bilmiyordu. Sanki bulunduğu yere çakılıp kalmıştı. Bu duygular içinde yine ormanın en ücra kısımlarında dolaşırken bir pano daha gördü. Panoyu gördüğü için içi içine sığmıyordu, karşısına geçti ve yazıyı okudu "Planını gerçeğe dönüştür" yazıyordu. Başka hiçbir şey yoktu sadece Planını gerçeğe dönüştür. Bu kadar basitti. Hiç düşünmedi daha önce gitmeye karar verdiği yöne döndü ve gitti.

Mobile Life Coach 2017